DİL OKULUMU LİSAN ÖĞRETMENİ Mİ?

DİL OKULUMU LİSAN ÖĞRETMENİ Mİ?
İngilizce Öğretmenliği 4. sınıfta okurken bir gazete ilânına tesâdüf etmiştim. Bugün bile hâlâ sağda solda reklamlarını görebileceğiniz bir İngilizce Kursu yarı-zamanlı öğretmen arıyordu. Mezun değildim henüz, onlar da muhtemelen mezun birini arıyorlardır diye düşündüm. Fakat sonra en azından bir görüşmüş olurum düşüncesi ile yola revân oldum.
Kurumdan içeri girer girmez merâmımı ifâde ettim. Görüştüğüm yetkili müdür yardımcısı daha adımı bile sormadan derhâl konuya girdi…
Hangi okul?
Marmara Üniversitesi ama daha mezun olmadım..
O önemli değil. Hazır bir grup var içeride hemen derse başlamaları lazım. Ders ücreti şu kadar, haftada şu kadar saat, kullanacağınız kitap bu, öğrencilere daha kitap vermedik.
 
Öğrencilere vermedik deyip benim elime tutuşturduğu kitap tabii ki korsan bir kitaptı. Kitabın korsanlığı bir tarafa benim dört yıldır gördüğüm bütün dil öğretim kuramları da korsandı artık. Şimdi olsa ne yapardım az çok biliyorum ama o zaman bilmiyordum. Kitabı alıp derse girdim. Karşımda iş adamından, ortaokul öğrencisine kadar yaklaşık 10 kişi. İngilizce öğrenmek için belki uzun zamandır arayış içinde olan, soran soruşturan sonra da bu bol reklamlı kursu bulan heyecanlı ve istekli 10 kişi. Benim içimde ise bu şartlarda İngilizce öğrenmelerinin mümkün olmadığını biliyor olmama dair bir vicdan azabı. İki hafta kadar devam eden bu maceradan aldığımız kesit bize aslında çok şey öğretiyor.
 
Yabancı dil öğrenmeye olan ihtiyacın had safhada
olduğu günümüz Türkiye’sinde insanların bu gayeye ulaşmak için ilk müracaat ettikleri yerler de İngilizce kursları ya da moda tabir ile dil okulları oluyor. Dil öğrenimi açısından ne kadar faydalı olup olmadıkları çok tartışmalı olsa da İngilizce ya da başka bir lisan öğrenmek için dil okullarına gideceklere dikkat etmeleri gereken birkaç nokta:
Reklâmlara aldanmayın… !
 
Şehrin en müstesna yerlerinde 3 ayda İngilizce konuşturduğunu söyleyen, ya da İngilizce için altın formül bulduklarını iddia eden kurumların hemen hepsi aslında aynı şeyleri sunuyorlar size. Ve maalesef o parıltılı reklam panolarında yazanların birçoğu aslında doğru değil. Bu yüzden lisan için, reklamlara bakarak dil okulu seçmek doğru olmayacaktır.
Eğitim Danışmanlarına dikkat. !
 
Genelde kuruma kaydettikleri öğrenci başına prim alan eğitim danışmanları iknâ edici olabilmek adına maalesef çoğu zaman dil okulu programlarını son derece yaldızlı bir şekilde anlatacaklardır size. Sorduğunuz her soruya sizin istediğiniz şekilde cevap verme kabiliyetleri çok kuvvetli olan bu arkadaşlar siz kuruma kayıt olduktan sonra ortaya çıkan meselelerde ise ilk karşılaştığınızda oldukları kadar samimi olmayacaklardır. İngilizce’yi nasıl öğreteceklerini ballandıra ballandıra anlatan bu arkadaşlarımızın önemli bir kısmı şahit olduğumuz kadarı ile İngilizce konuşamamaktadırlar. Bu yüzden eğitim danışmanlarına dikkat.
Önemli olan öğretmen. !
 
Hangi dil okuluna giderseniz gidin, mühim olan ne kurumun reklamları ne de bilumum teknik özelliklere sahip sınıfları.. Kurumda mühim olan tek şey var. Yabancı dili size sunma kabiliyetine sahip donanımlı bir öğretmen. Yazının başında bahsettiğimiz gibi abartılı reklamlar sonucu gittiğiniz ve sizin yılların tecrübesi diye düşündüğünüz bir dil kursunda mezun olmamış bir İngilizce öğretmeni ile de karşılaşabilirsiniz.
 
Aslında bu maddeleri uzatmak mümkün ama kısaca ifade etmek gerekirse, dil okulları değil, dil öğretmenidir esas seçilecek olan.