ŞİDDETSİZ İLETİŞİM

“Şiddetsiz İletişim, kendimizi ifade etme ve başkalarını dinleme biçimimizi yeni bir çerçeveye oturtmamız, ilişkilerimizde derinlerdeki ihtiyaçlarımızı duyabilmemiz için bize rehberlik eder. Sözlerimiz, alışkanlık haline gelmiş ve otomatik tepkiler olmaktan çıkıp ne istediğimizin farkında olma temeline dayalı bilinçli cevaplara dönüşür.” (Bir Yaşam Dili-Şiddetsiz İletişim, Marshall B. Rosenberg)

İçinize doğru dönüp şiddetsiz iletişim denilince aklınıza gelen nedir? Ne uyanıyor benim içimde? Zihnimizi hazırlayalım ve çember döndürüp bunu hem konuşalım, hem de içinizde buraya dair ne var öğrenelim.
Çember olmanın önemi mevcut hiyerarşiyiyi azaltmak, öğretmen ve öğrenci arasındaki, eşdeğerliliği sağlamak, göz seviyesine yaklaşmaktır. Çocuk katılımını sağlar, özgüveni arttırır. Söz hakkı için bir nesnenin dönmesi; niyeti her kimdeyse söz ondadır. Şiddetsiz iletişimdeki en önemli şey: Dinlemek. Herkes birbirini dinlerken karşısındakine cevap düşünüyor. Dinleme alışkanlığını geliştirmek için sözün kime gittiği, yani sözü ben vermeyeceğim, söz gidecek. Bunlar şiddetsiz iletişimin etrafındaki parçalar. Birbirimize sen diye hitap etmek aradaki eş değerliliği artırır. Ne kadar eş değer olursak iletişim o kadar akar.

Öncelikle konuşma nesnesi olan “kalp” sıra ile dolaşsın. Sırası gelen ya da ihtiyaç hissederek konuşmak isteyen “Şiddetsiz iletişimden neler beklediğini, neler çağrıştırdığını ve aktif öğretmenlik yapıp yapmadığını” söylesin.

Çemberde söz alan katılımcılar:
– Gücün dilde başladığını düşünüyorum. Ve bundan arınmak gibi bir derdim var. Bu arınmış dille çocuklara nasıl ulaşırım? Bunu merak ediyorum.
– Dinlerken ister istemez yargıladığımı fark ediyorum ve bu benim için rahatsız edici bir durum. Bunu aşmak istiyorum. Umarım bu önyargılardan sıyrılırım.
– İletişimin başladığı hal diye düşünüyorum. Şiddetsiz iletişimi uygulamadığımız anlarda iletişimin başlamadığını düşünüyorum.
– Günlük konuşma dilindeki küfürler ve cinsiyetçi kelimeler geliyor aklıma. Şiddetsiz iletişim deyince bunlar aklıma geliyor.
– Karşılıklı olarak birbirini bastırmadan, karşılıklı dinlenen iletişim şekli olarak ifade edebilirim.
– Kendi içimdeki şiddeti kaldırmak. Özellikle karşımdaki insan beni dinlemediği zamanlarda içimdeki şiddet yükseliyor.

Şu an içime baktım. Önce ne söylemek istiyorum onu ayarlamaya çalıştım. Şiddetsizlik burada başlıyor. Ben soruyu kendime sorunca; barış içinde işbirliği için bağlantı. Bağlantı olmayınca kopukluk oluyor, kopukluk olunca da kutuplar oluyor. Güç kelimesi geçti, onu birlikte kullanmayı anlıyorum. Kendini bilmek bunu fark etmez, gücü kullanabilmek. Farkındalıkla ilgili bir şey. Farkındalığım artınca otomatik reaksiyon vermekle susup kendimle iletişime geçmek arasındaki çizgiyi anlıyorum. Bu farkındalık olduğu için bir yolculuk. Ben hala bu yoldayım. Kendini anlama hali. Bir de kendinizi anlayabildiğiniz kadar başkasını anlıyorsunuz.

Bir kaç varsayımdan bahsedebilirim. Hem kendim uyguluyorum, hem de anlatıyorum.

Şiddetsiz iletişimi yaşadıkça paylaşabiliyorsunuz. Her şeyin metodu var diyorlar. Şiddetsiz iletişimin metodu çok basit. Dört adım. Öğrenilir ve öğretilir. Zihninizle öğreniyorsunuz. Karşınızda bir insan ağzını açmadığı zaman siz pazar günü diyorsanız ve bırakıyorsanız o zaman olmaz. Size sihirli bir değnek sunmayacağım. Siz bunu uyguladıkça, alıştırma yaptıkça ve geriye dönmedikçe bunu hem yaşayıp hem aktaracaksınız. Ama kendinize alıştırma alanları yaratmazsanız, bir grup bulmazsanız yerinizde kalırsanız o zaman onbeş, yirmi gün sizi idare eder sonra da yutar. Çünkü dışarıdaki hayat şiddetli…(BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN PLATFORMU - VİVET ALEV)